Beş Dakika Hukuk Felsefesi

“Beş Dakika Hukuk Felsefesi” Makale İncelemesi

Beş Dakika Hukuk Felsefesi, hukukun felsefesini anlamaya dair Alman Hukukçu Gustav Radbruch tarafından yazılıp Hayrettin Ökçesiz tarafından dilimize çevrilmiş kıymetli bir makaledir. 1878’de Lübeck’te dünyaya gelen makale yazarı Gustav Radbruch, ceza hukuku ve hukuk felsefesi literatürü tarafından çok boyutlu bir kimse olarak tanımlanmıştır.[1]

İsmiyle müsemma, Radbruch Formülü de kendisinin eseridir. Formülden kısaca bahsetmek gerekirse, Radbruch, pozitivist hukukun hükümranlığındaki Hitler Almanyasında, doğal hukuka açık bir kapı aralayarak meşhur formülünü ortaya atmıştır. Formül uyarınca, bütün yasaların üzerinde olan “adalet” kavramı, yargıçların karar verirken adaleti, yürürlükteki yasalardan daha üste koymaları gerektiğini ifade etmektedir.

Sözlük

Doğal hukuk: Hukuk ile ahlak arasında zorunlu bir bağlantı vardır.

Pozitivist hukuk: Hukuk ile ahlak arasında zorunlu bir bağlantı yoktur.

Makale, kısa ve öz bir şekilde hazırlanmış olup beş bölümden oluşmaktadır. Bölümler; “ilk dakika”, “ikinci dakika”, “üçüncü dakika”, “dördüncü dakika” ve “beşinci dakika” olarak adlandırılmıştır.

İlk Dakika

Asker için nasıl ki “emir emirdir” ise, Radbruch’a göre hukukçu için de “yasa, yasadır”. Fakat askerlerin kendilerine verilmiş emir bir suç teşkil ediyorsa bu emre uymakla yükümlü olmadıkları belirtilmiştir. Hukukçular için ise “en son doğal hukukçunun da ölüp gittiği yaklaşık yüz yıl öncesinden bu yana” hukukçu için yasaların geçerliliğine ve itaatine ilişkin bu gibi istisnaların tanımlanmakta olduğu belirtilmiştir.

Radbruch’un da ifadesiyle “Yasa geçerlidir çünkü yasa yasadır.” Yasaya ve geçerliliğine ilişkin bu görüşe “pozitivist hukuk kuramı” denmektedir. Bu kuram, doğal hukuk kuramının aksine hukuk ve ahlak arasında zorunlu bir bağlantı olmadığını ifade etmektedir. Bu görüş, Radbruch’un da dediği gibi hukukçuları savunmasız bırakmıştır.

İlk bölümün sonunda, pozitivist görüşün hukuk ile gücü eşit tuttuğuna değinilmiştir. Görüş uyarınca güç nerede ise hukuk da oradadır. Zira gücü elinde tutan yasa koyucu/yasa yapıcı, elindeki güçle hukuku şekillendirebilmektedir.

İkinci Dakika

İkinci bölüm, “hukuk halka yararlı olan şeydir” ifadesiyle başlamaktadır. Peki buradaki “yarar” ile ne ifade edilmektedir? Kime ve neye göre yarar sağlanmalıdır? Bu anlayışa ve yazılanlara göre; keyfiliğin, sözleşmeyi çiğnemenin ve yasaya aykırılığın şayet halka yararlı ise “hukuk” olarak kabul edilebileceği söylenebilir. Peki bir yasanın halk için yararlı olup olmadığı kim tarafından ve hangi ölçütler uyarınca tespit edilecektir? İşte buradaki en temel sorun da bu belirsizliktir. Bu belirsizlik, birçok tehlikeli sonuca sebebiyet verebilecek niteliktedir.

Zira makalede belirtildiği üzere, “egemenlerin/iktidar sahiplerinin” şahsi çıkarlarını “kamusal çıkar” kisvesi altına hapsedip hukuk devletini bir “haksızlık devletine” dönüştürmeleri olasıdır. Nitekim hukuk tarihi, böyle örneklerle doludur. Bu sebeple halka yararlı her şeyin hukuk olduğunun söylenmesi konusunda belli sınırlar çizilmelidir. Hukuk, her şeyin üzerinde konumlandırılmalı ve her daim ideali aramalıdır.

Üçüncü Dakika

Bu bölümde Radbruch tarafından adaletin tanımı yapılmış ve meşhur Radbruch Formülüne yeşil ışık yakılmıştır. Radbruch’a göre adalet: Kimsenin adına sanına bakmadan yargılama yapmak ve herkesi aynı ölçüye göre ölçmektir.

Şayet yasalar adalet anlayışını bilinçli olarak yadsıyorsa, o zaman halkın bunlara karşı itaat borcunun olmadığı da makalede belirtilmiştir. Tıpkı ilk bölümde askerin kendisine verilen hukuka aykırı emre uymak zorunda olmasının belirtilmesi gibi…

Dördüncü Dakika

Bu bölümde “kamu yararı” kavramında değinilmiştir ki esasen bu kavram, dipsiz bir kuyudur. Zira bu kavram, herkes tarafından kendi çıkarları doğrultusunda altı doldurulabilecek bir kavramdır.

Bölümün devamında, Radbruch’un deyişiyle, insanın eksiksiz olmayışının yasada hukukun üç değeri kamu yararı, hukuk güvenliği ve adaleti uyumlu bir biçimde her zaman bir araya getiremeyeceği ifade edilmiştir.

Bölüm sonunda, geçerliliklerinin ve hatta hukuk olma özelliklerinin yadsınmasını zorunlu kılacak derecede adaletsiz ve kamuya zararlı yasaların da bulunabileceği belirtilmiştir. (Bkz. Hitler Dönemi yasaları.)

Beşinci Dakika

Bu bölümde kendileriyle çelişen yasaların geçerliliklerini yitirilebileceklerine değinilmiştir. Bu ilkelere doğal hukuk/aklın hukuku dendiği ifade edilmiştir. Bu anlayışla birlikte İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin de filizlendiği belirtilmiştir.

KAYNAKÇA

Ozansü, Mehmet Cemil, İÜHFM C. LXX, S. 1, s.369- 374, 2012.

Radbruch, Gustav; Ökçesiz, Hayrettin (çev.), Hukuk Felsefesi ve Sosyolojisi Arkivi.

https://apacikradyo.com.tr/podcast/felsefe-gevezelikleri/bes-dakika-hukuk-felsefesi


[1] Mehmet Cemil Ozansü (İÜHFM C. LXX, S. 1, s.369 – 374, 2012)

Ceren Düven

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir