kitap

Bir İdam Mahkûmunun Son Günü: Hukuk ve Vicdan Arasında

Önsözden alıntı:

“Yazar, Bir İdam Mahkûmunun Son Günü”nü yazma fikrini bir kitaptan almadı, fikirlerini uzaklarda arama alışkanlığı yoktur onun. Bu fikri, hepinizin görebileceği, belki de görmüş olduğu bir yerden (çünkü kim Bir İdam Mahkûmunun Son Günü’nü aklına getirmemiş ya da yüreğine hayal etmemiş olabilir ki?), temiz yürekle kamusal alandan, Grève Meydanı’ndan almıştır. İşte bir gün, oradan geçerken, giyotinin kırmızı kesik organlarının altındaki bir kan gölünün içinde yatan o fikri edindi yazar.”

1829 yılında yayımlanan Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, Victor Hugo’nun idam cezasına karşı duruşunu apaçık ortaya koymaktadır. Kitap girişinde okuru karşılayan ve nispeten uzun sayılabilecek önsöz, kitaptaki kurguya dahildir. İdamına sayılı günler kalan bir mahkûm, kitap boyunca şimdiki zaman mahkûmiyeti içerisinde zihnindeki düşüncelerin her zerresini bizimle paylaşmaktadır.

Hugo, okura hükümlünün hangi suçu işleyip de idam cezasına mahkûm edildiğine dair en ufak bir ipucu vermemektedir. Zira Hugo’nun dikkat çekmek istediği kısım idam cezasının kendisidir, hangi suçtan sebep hükümlülere bu cezanın verildiği değil. Kitabın yayımlanmasından 195 yıl geçmesine rağmen idam cezasına dair süren tartışmalar hala güncelliğini korumaktadır.

Kanaatimizce Bir İdam Mahkûmunun Son Günü, her hukukçunun muhakkak okuması gereken kitaplardan.

Dipnot: Grève Meydanı’nda yapılan idam cezalarına 1830 yılında son verildi.

Kitaptan alıntı:

“Bu zavallı insanlar, alelacele idam cezası verme şeklinin ağır ağır ilerleyen işkence birikimini kapsadığını belki de hiç düşünmediler. Ortadan kaldırdıkları insanda hayata güvenen bir akıl ve ölüme hazır olmayan bir ruh olabileceğinin dokunaklı fikri üzerinde hiç durmadılar mı? Hayır. Bütün hepsinde, üçgen şeklinde bir bıçağın dikey düşüşünü görüyorlar ve şüphesiz, mahkûmun önceki hayatında ve öldükten sonra hiçbir şey olmadığını düşünüyorlar. Bu kağıtlar onları bu yanılgıdan kurtaracak. Belki bir gün basılınca, onların vicdanını bir müddet ruhun acıları hakkında düşündürecek çünkü onlar, bunlar hakkında hiç düşünmediler. Bedeni neredeyse hiç acı çekmeden öldürme yetkisinin galipleri onlar! Eh! Zaten onlar için mevzubahis de budur. Ruhsal acı karşısında fiziksel acı nedir ki! Korku ve acı, yasalar böyle yapılıyor. Bir gün gelecek ve belki bu hatıralar, bir sefilin son sırdaşları, onlara bunu anlamak için yardım edecek.” (s. 61)

Ceren Düven

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir