Kentsel dönüşüm hukuku

Türkiye’deki Kentsel Dönüşümün Hukuki Boyutu

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa’sının 56. maddesi uyarınca; herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Bu madde özelinde yazı boyunca kentsel dönüşüm hukuku irdelenecektir.

Kent; sosyo-ekonomik ve kültürel özellikleri, yönetim durumu ve nüfusu bakımından kırsal alanlardan ayırt edilen hem tarımsal hem de tarım dışı üretim, dağıtım ve denetim işlevlerinin toplandığı, teknolojik gelişme derecelerine göre belirli bir büyüklük, heterojenlik ve bütünleşme düzeyine varmış; cemiyet tipi ilişkilerin olduğu, doğurganlık oranının kırsal kesime göre düşük kaldığı; çekirdek aile tipinin, ikincil toplumsal ilişkilerin, toplumsal farklılaşma, uzmanlaşma ve hareketliliğin yaygın olduğu; eğitim ve öğretimin yoğunlukla yapıldığı yerleşim alanları olarak tanımlanabilir.[1]

Kentleşme ise, kent sayısı ve şehirlerde yaşayan nüfusun artmasını ifade etmektedir.

Kentsel dönüşüm; yapılaşma sürecinde imar planı bulunmayan ya da imar planlarına aykırı yapılanmış yerlerin, imar planlama faaliyetlerinin temel amaçlarına uygun hale getirilmesi için iyileştirilmesi ve eskiyen, bozulan kent dokusunun yenilenmesinin toplu adıdır.

İmar; bir yeri ele alıp, hayat şartlarını iyi yaşamaya uygun hale getirmektir.

İmar planlaması ise, imar edilecek alanın tüm temel özelliklerini haritaların veya digital ortamların üzerinde gösterip, alandaki yerlerin kullanım biçimlerinin belirlenmesidir. İmar planlaması ile elde edilecek iyi yaşam; düzenli, sağlıklı ve estetik olma unsurlarını kapsamaktadır.[2]

Kentsel dönüşüm bağlamında, kentlerin özelliklerine göre sınıflandırılması mümkündür. Bu sınıflandırmalara örnek olarak düzenli kent, sağlıklı kent ve estetik kent verilebilmektedir. Düzenli kent, karmaşadan uzak yapılaşmayı ifade ederken sağlıklı kent, yaşam alanlarının orada yaşayanların fiziksel ve ruhsal sağlıklarına uygun olarak tasarlanmalarını ifade ederken estetik kent, yaşayanların içinde yaşamaktan haz alacakları bir alan tasarlanmasını ifade etmektedir.

Anayasamızın ilgili maddeleri uyarınca (56. ve 57. madde) herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı olduğu gibi devletin de vatandaşlarının içinde yaşadığı çevreyi uygun bir hale getirmek için sorumlulukları bulunmaktadır. Devlet, her daim belediyelerin imar planları ve kentsel dönüşüm süreçlerini denetlemelidir.

Türkiye’de çokça inşaat firması ve imar planlayıcısı olmasına karşın, niceliğin fazla olması niteliğin fazla olmasına sebep olmadığından devletin inşaat sektörü ve imar planlarını denetlemeyi sıkı bir şekilde yapması gerekmektedir.

Ne yazık ki günümüzde inşaat şirketleri ve firma sahipleri, mülklerinin rant elde etmesi amacıyla yapılan planları değiştirmek istemekle birlikte uygun olup olmadığına bakmaksızın durmadan bina yapmak istemektedirler. Belediyelerin imar planlarına uymayan yapılara müsaade etmemesi, sağlıklı ve düzenli kentleşmenin temel unsurunu teşkil etmektedir.

Bununla birlikte, idare hukuku uyarınca her vatandaşın estetik bir çevrede yaşama hakkı olmasına karşın, maalesef günümüzdeki yapılaşma estetik zevkin yakınından dahi geçememektedir. Birbirinden alakasız ve uyumsuz binalar beraberinde biçimsiz tabelalar günden güne artmaktadır.

Kentsel dönüşümü sağlayabilmek adına en önemli etmenler: Kent planlaması, kentli olma bilinci ve hukuki düzenlemelerdir. Başta büyük şehirler olmak üzere tüm Türkiye genelinde uygulanacak kentsel dönüşümün şehirleri ve ülkeyi bambaşka bir boyuta taşıyabileceği açıktır. Bu, vatandaşlara doğal afetlere karşı güvenli bir yaşama ortamı sunmakla birlikte her vatandaşın sokaklarında yürümekten zevk alacağı bir şehir ve ülkenin meydana gelmesi beraberinde turizm sektörünün canlanması adına da kritik öneme sahiptir.

Ülkemizde Cumhuriyet Döneminde başlayan kentleşme hareketleri, 1950’lerde köyden kente göçe bağlı olarak hızlanmış, kentler bu duruma hazır olmadığından sağlıksız kentleşmenin tohumları atılmıştır. 1950’lerde sanayi sektörü yükselişe geçerken tarım sektöründe gerileme yaşanmıştır. Tarımda makineleşmeye bağlı olarak işgücü talebinin azalması, bu sektörde çalışan işgücünün kente göçünü tetiklemiştir. Sanayileşmenin hızlandırdığı kentleşme süreci, beraberinde özellikle yoğun göç alan Ankara, İstanbul, İzmir gibi kentlerin kontrolsüz bir biçimde büyümesini de getirmiştir. Böylesine büyük bir nüfus artışına hazır olmayan büyük kentlerde göçe bağlı olarak konut sorunu ortaya çıkmış, bu da beraberinde göç edenlerin kendi konut sorunlarını kendilerinin çözmesini yani gecekonduları getirmiştir. Birçok ülkede olduğu gibi, Türkiye’de de özellikle 1980 sonrası ulusal ve uluslararası sermayenin kâr güdüsünün ön planda olduğu konut projeleri sonucunda, kentlerin gereksiz yayılmasına, kültürel, tarihi ve doğal zenginliklerin tahribine, ekonomik, toplumsal ve çevresel sürdürülebilirlik ilkesine karşı, kamu kaynaklarının verimsiz kullanımına, aynı zamanda israfına, yerele özgü olmayan, toplumsal eşitsizliği, dışlamayı ve kutuplaşmayı artıran kentsel mekanların türemesine yol açmıştır.[3]

Bu sebepler sonucu oluşan sağlıksız kentler, değişim ve dönüşüme ihtiyaç duymaktadır. Bu dönüşümü sağlayabilmek adına ülkemizde 1966’da “Gecekondu Kanunu”, 1984’te “İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanunu’nun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkındaki Kanun”ve yine 1984’te “Toplu Konut Kanunu” yürürlüğe konmuştur. Bu kanunları 2005’te yürürlüğe giren “Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması Ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun” ve 2012’de yürürlüğe giren “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun” izlemiştir.

Türkiye’de kentleşme süreci, tarihsel ve toplumsal dinamiklerin etkisiyle çoğu zaman plansız ve sağlıksız bir biçimde gelişmiş, bu durum günümüzde kentsel dönüşümü kaçınılmaz hale getirmiştir. Anayasa’nın 56. ve 57. maddeleri uyarınca devletin vatandaşlarına sağlıklı, dengeli ve estetik bir çevrede yaşama imkânı sunma yükümlülüğü bulunmaktadır. Ancak bu yükümlülüğün yerine getirilebilmesi, yalnızca yasal düzenlemelerle değil aynı zamanda etkin bir denetim mekanizması ve toplumda kentli olma bilincinin yerleşmesiyle mümkündür.

Kentsel dönüşüm süreci, sadece eski ve riskli yapıların yenilenmesi değil; düzenli, sağlıklı ve estetik kentler inşa edilmesi bakımından da stratejik öneme sahiptir. Bu nedenle, belediyeler ve devlet kurumları imar planlarının uygulanmasını titizlikle denetlemeli, rant odaklı projelerin önüne geçmeli ve uzun vadeli sürdürülebilir kentleşme politikaları geliştirmelidir.

Doğru planlanan ve denetlenen bir kentsel dönüşüm, vatandaşlara güvenli yaşam alanları sağlamanın yanında; kültürel, tarihi ve doğal değerlerin korunmasına, turizmin gelişmesine ve toplumsal refahın artmasına da katkı sunacaktır. Bu bağlamda, kentsel dönüşümün yalnızca bir inşaat faaliyeti değil, toplumsal yaşam kalitesini yükseltmeyi hedefleyen bir kamu politikası olduğu unutulmamalıdır.

KAYNAKÇA:

Hilal Susmaz, Cevdet Emin Ekinci, Sağlıklı Kentleşme Süreci Esasları, e-Journal of New World Sciences Academy 2009, Volume: 4, Number: 1, ArticleNumber: 3C0002, http://perweb.firat.edu.tr/personel/yayinlar/fua_36/36_61572.pdf

Öngören, Gürsel, Kentsel Dönüşüm Hukuku, Öngören Hukuk Yayınları, Yayın No 5.

S. Sekmen, “Kentsel Dönüşüm Üzerine Bir Model Önerisi: İzmir Ferahlı Mahallesi Örneği” Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İzmir, 2007 ve Şişman A., “Kentsel Dönüşüm Uygulamaları”, TMMOB Samsun Kent Sempozyumu, 27-29 Kasım 2008, Samsun.


[1] Hilal Susmaz, Cevdet Emin Ekinci, Sağlıklı Kentleşme Süreci Esasları, e-Journal of New World Sciences Academy 2009, Volume: 4, Number: 1, ArticleNumber: 3C0002, http://perweb.firat.edu.tr/personel/yayinlar/fua_36/36_61572.pdf

[2] Öngören, Gürsel, Kentsel Dönüşüm Hukuku, Öngören Hukuk Yayınları, Yayın No 5.

[3] S. Sekmen, “Kentsel Dönüşüm Üzerine Bir Model Önerisi: İzmir Ferahlı Mahallesi Örneği” Dokuz Eylül Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, İzmir, 2007 ve Şişman A., “Kentsel Dönüşüm Uygulamaları”, TMMOB Samsun Kent Sempozyumu, 27-29 Kasım 2008, Samsun.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir