Yapay Zekâ Yasası

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Yapay Zekâ Kanun Teklifi Hakkında Değerlendirme

Türkiye’de yapay zekâ alanındaki ilk kapsamlı yasal çerçevenin TBMM’ye sunulması, dijital düzenlemeler bakımından kritik bir eşik oluşturuyor. 2024’te Meclis gündemine giren Yapay Zekâ Kanun Teklifi; yapay zekâ sistemlerini hukuken tanımlayan, veri setlerine ilişkin standartlar belirleyen, deepfake (Deepfake, insanların yüz, hareket ve sesini gerçeğe uygun olacak şekilde taklit etmek veya değiştirmek için yapay zekâ teknikleri aracılığıyla fotoğrafların, videoların veya seslerin kullanılmasıdır.)[1] içeriklere karşı hızlı müdahale imkânı tanıyan ve kamu düzeni ekseninde yeni düzenlemeler içeren sekiz maddelik bir tekliften oluşuyor. Bu düzenleme ile hem bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunması hem de yapay zekâ teknolojilerinin güvenli ve şeffaf biçimde geliştirilmesi hedefleniyor.

1. Teklifin Genel Çerçevesi: Tanımlar, Sorumluluklar ve Yeni Yükümlülükler

Teklif, Türkiye’de ilk kez “yapay zekâ sistemi” kavramını yasal bir zemine oturtuyor. Bu sistemler; öğrenme, mantık yürütme, problem çözme gibi insan benzeri bilişsel işlevleri yerine getirebilen bilgisayar tabanlı yapılar olarak tanımlanıyor. Bu tanım, küresel yapay zekâ literatürüne göre daha dar olsa da Türk hukukunda önemli bir başlangıç niteliği taşıyor.

Avrupa Birliği’nin kısa süre önce kabul ettiği Yapay Zekâ Tüzüğü (AI Act), yapay zekâ sistemini son derece geniş tanımlamış ve neredeyse tüm sektörlerdeki yapay zekâ uygulamalarını kapsama almıştır. Örneğin AB Tüzüğü’nde “Yapay Zekâ Sistemi”, aldığı girdilerden belli çıktılar üretebilen ve farklı düzeylerde özerklikle çalışabilen makine tabanlı sistemler olarak tanımlanmaktadır

Kanun teklifindeki tanım, yalnızca bilişsel kapasiteye sahip yapay zekâ sistemlerini içeriyor; statik algoritmalar, otomasyon sistemleri, veri analiz araçları gibi çok sayıda yapıyı kapsam dışında bırakıyor. AB Yapay Zekâ Tüzüğünde; makine öğrenmesi, istatistiksel yöntemler, kurallara dayalı sistemler, uzman sistemler, üretken modeller dahil çok geniş bir çerçeveyi kapsar. Tüzük özerklik derecelerine özel vurgu yapar ve teknoloji somut bir şekilde tanımlar. Bu şekliyle kanun teklifindeki düzenleme daha dar bir tanımlama yapmakta ve teknolojik gelişmelere uyumluluğu azaltmaktadır.

a.     Cezai sorumluluk rejimi

Yapay zekâyı suç işlemek için yönlendiren kullanıcının “doğrudan fail” kabul edilerek Türk Ceza Kanunu 125. Maddesi kapsamında sorumlu tutulması öngörülmektedir. Sistemin tasarımındaki kusur suç işlemeyi kolaylaştırıyorsa; sistemin geliştiricisine artırılmış ceza uygulanıyor. Böylece hem sistem kullanıcısının kötüye kullanımına hem de sistemi geliştirenin sorumsuz davranışlarına ilişkin iki yönlü bir sorumluluk mekanizması kuruluyor.

b.    Deepfake düzenlemeleri

5651 sayılı kanunda yapılan değişikliklerle, deepfake içeriklerin 6 saat içinde kaldırılması zorunlu hale gelmiştir.  Bu kanun teklifi ile Yapay zekâ ile üretilmiş görseller, videolar ve metinlerde “Yapay Zekâ Tarafından Üretilmiştir” etiketi şart koşulacaktır.  Etiket koymayan platformlara idari para cezasının uygulanabilecektir ve cezalar yapay zekâ geliştiricileri ile içerik üreticileri bu cezalardan müşterek olarak sorumlu tutulacaklardır. Bu kapsamda BTK, etiketsiz içeriklerin tespiti ve teknik izleme yapma yetkileriyle güçlendiriliyor.

  1. Veri setlerine ilişkin kurallar

Yapay zekâ sistemlerinin büyük çoğunluğu veri temelli çalışır. Bir modelin öğrenmesi, genelleme yapması ve karar vermesi; tamamen kendisine verilen verinin niteliğine bağlıdır. Bu nedenle, verideki taraflılık (bias – Ön Yargı), modelin çıktısına doğrudan yansır. İşte bu noktada ayrımcı veri seti (discriminatory datasets) kavramı ortaya çıkar.

Ayrımcı veri seti, içinde doğuştan veya sonradan oluşmuş ırk, cinsiyet, din, etnik köken, yaş, engellilik, sosyo-ekonomik durum, siyasi görüş vb. özelliklere göre haksız biçimde ayrım yapan veya ayrım yapma potansiyeli taşıyan verilerin bulunduğu veri kümesidir.

Kişisel Verileri Koruma Kanununda yapılacak değişikliklerle veri setlerinde anonimlik, meşruiyet ve ayrımcılık yasağı zorunlu hale getiriliyor. Önyargı içeren ayrımcı veri kullanımı, ilk kez “veri güvenliği ihlali” olarak tanımlanıyor. Bu düzenleme, yapay zekâ sistemlerinin toplumdaki ayrımcı pratikleri yeniden üretmesini engellemeyi hedefliyor.

ç.     BTK’nın genişleyen rolü

Seçim güvenliğini, kamu düzenini ve milli güvenliği tehdit eden yapay zekâ içeriklerine BTK tarafından hızlı erişim engeli getirilebilecek. Yapay Zekâ hizmet sağlayıcılarına; şeffaflık, doğrulama mekanizmaları, halüsinasyonları (Yapay Zekâ sistemlerinin gerçekte var olmayan ve doğruluğu bulunmayan çıktılar/içerikler üretmesidir.) azaltma, insan gözetimi, düzenli güvenlik testleri gibi yükümlülükler getiriliyor. Bu yükümlülüklere uymayan hizmet sağlayıcılarına 5–10 milyon TL’ye varan cezalar ve faaliyet durdurma yaptırımı öngörülüyor.

Bu çerçevede teklif, Türkiye’de dijital güvenliği artırmayı ve yapay zekâ sistemini daha kontrollü bir zemine taşımayı amaçlıyor.

2. Dijital Egemenlik Perspektifinde Teklifin Stratejik Önemi

Türkiye’nin son yıllarda vurguladığı “dijital egemenlik” kavramı, verinin, algoritmaların ve dijital medyanın kontrolünün ulusal güvenliğin bir parçası haline geldiğini ortaya koyuyor. Ayrıca veri ihlali ile oluşabilecek kişisel mağduriyetlerin önüne geçilmesi hedefleniyor. Yapay Zekâ Kanun Teklifi de bu vizyonun hukuki zeminini güçlendiren bir adım.

  • Temel Hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması,

  • Deepfake ve dezenformasyon saldırılarına hızlı müdahale,

  • Yerli yapay zekâ sistemine standartlar getirilmesi

vb. düzenlemeler, hem bireylerin kişilik haklarının güvence altına alınmasını hem de kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanmasını hedefleniyor.

Bu çerçevede teklif, yalnızca bir yasal düzenleme değil; Türkiye’nin dijital geleceğine sahip çıkma iddiasının bir ifadesi niteliğindedir.

3. Sonuç

Türkiye’nin ilk yapay zekâ yasa teklifi; dijital güvenlik, kişilik haklarının korunması, kamu düzeni, etik veri kullanımı ve yapay zekânın sorumluluğunun geliştirilmesi bakımından önemli bir başlangıç niteliği taşıyor. Teklif geliştirilmeye açık ve daha dar kapsamlı olsa da ilk adım olması sebebiyle yapay zekâ düzenlemelerinde önemli bir adım olarak görülüyor. Risk temelli yaklaşımla zenginleştirilmiş, daha net tanımlar ve sağlam bir denetim yapısıyla desteklenmiş bir yasa, Türkiye’nin dijital egemenlik vizyonunu güçlendirecek ve küresel yapay zekâ sisteminde daha belirgin bir yer kazandıracaktır.


[1] Kişisel Verileri Koruma Kurulu Deepfake Bilgi Notu

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir